Neden Büyük İskender tarihin en başarılı komutanıydı?
- Metin Tiryaki

- 11 Oca
- 3 dakikada okunur

Büyük İskender'in (III. Aleksandros) askeri tarihin zirvesinde kabul edilmesinin sebebi sadece fethettiği toprakların büyüklüğü değildir; bunu nasıl, ne kadar sürede ve hangi şartlarda başardığıdır. 32 yaşında öldüğünde, Yunanistan'dan Hindistan'a kadar uzanan devasa bir imparatorluk kurmuş ve hiçbir meydan savaşını kaybetmemiştir. Onu "en büyük" yapan şey; sayıca üstün orduları taktik zekasıyla yenmesi, aşılmaz sanılan coğrafi engelleri aşması ve tüm bunları yaparken askerlerinin ona "tanrısal" bir figür gibi tapmasını sağlayabilmesidir.
Büyük İskender tahta ilk çıktığında (MÖ 336) Pers İmparatorluğu yüzölçümü yaklaşık 5.5 milyon km², Balkanlar'dan Hindistan'a, Mısır'dan Orta Asya'ya kadar uzanan devasa ve o dönem bilinen dünyanın çok büyük bir kısmını yöneten, çağın en büyük gücüydü. Makedonya Krallığı ise yaklaşık 50.000 km² ve müttefik/bağlı bölgeler de eklendiğinde toplam 120.000 km² civarına ulaşıyordu. Pers İmparatorluğu, Makedonya Krallığı'ndan toprak olarak yaklaşık 70-80 kat daha büyük olmasının yanı sıra, sadece toprak açısından değil, nüfus, kaynak ve zenginlik bakımından da ezici bir üstünlüğe sahipti. İskender'in bu kadar küçük bir krallıkla çıkıp, kendisinden katbekat büyük bir imparatorluğu tamamen yutması, askeri tarihin en şaşırtıcı olaylarından biri olarak kabul edilir.
İşte onu tarihin en başarılı komutanı yapan temel faktörler:
1. Taktiksel Deha:
İskender, babası II. Philip'ten devraldığı orduyu mükemmelleştirmişti, ancak onu ölümcül kılan, birlikleri kullanma şekliydi.
Örs (Piyadeler): Uzun mızraklarla (sarissa) donatılmış Makedon Falanksı, düşmanı cepheden karşılayıp sabitlerdi.
Çekiç (Süvariler): İskender'in bizzat yönettiği elit "Yoldaş Süvarileri" (Companion Cavalry), sabitlenen düşmana kanatlardan veya arkadan ölümcül darbeyi vururdu. Gaugamela Savaşı (MÖ 331) bu taktiğin zirvesidir. Yaklaşık 50.000 kişilik Makedon ordusu, 250.000 kişilik Pers ordusunun hatlarını esnetip bir boşluk yaratıp, o boşluğa süvarileriyle dalarak imparator Darius'un üzerine sürerek yenmiştir.
2. En Önde Savaşan Lider (Risk ve Moral)
Tarihteki pek çok komutan savaşı güvenli bir tepeden izlerken, İskender her zaman en şiddetli çatışmanın olduğu yerde, süvarilerinin en önündeydi. Askerlerinin her birinin ismini bildiği, yaralıları bizzat ziyaret ettiği ve ganimeti onlarla paylaştığı rivayet edilir. Bu, o dönem için eşi benzeri görülmemiş bir sadakat yaratmıştır. Komutanlarının ölümü göze alarak en önde savaştığını gören askerler, insanüstü bir sadakatle savaşıyordu. Bu sebepten ötürü İskender vücudunda sayısız yara izi taşıyordu; neredeyse her büyük savaşta yaralanmıştı.
3. İnanılmaz Adaptasyon Yeteneği
İskender tek bir savaş türünde değil, her türlü zorlukta ustaydı. Karşısına çıkan soruna göre strateji değiştirebiliyordu:
Kuşatma Savaşı (Tire Kuşatması): Ada şehri olan Tire'yi (Sur) almak için denizi doldurtup 1 km uzunluğunda bir yol (mendirek) inşa ettirdi. Bu, mühendislik tarihinin en çılgın projelerinden biridir.
Gerilla Savaşı: Orta Asya'nın (bugünkü Afganistan) zorlu coğrafyasında, düzenli orduya karşı savaşmayan kabilelere karşı ordusunu küçük, hareketli birliklere bölerek mücadele etti.
Bilinmeyen Tehditler: Hindistan'da (Hydaspes Savaşı) daha önce hiç karşılaşmadıkları "savaş filleri" ile karşılaştığında, atların korkmaması için özel taktikler geliştirip filleri kendi ordularına karşı döndürdü.
4. Lojistik ve Hız
Antik dünyada orduların en büyük düşmanı açlık ve yavaşlıktı. İskender, ordusunu o döneme göre inanılmaz bir hızda hareket ettiriyordu. Düşman daha hazırlığını yapamadan İskender kapılarına dayanmış oluyordu. Büyük bir orduyu (yaklaşık 50.000 kişi) Balkanlar'dan Hindistan'a kadar, çölleri ve dağları aşarak besleyebilmesi, en az savaş taktikleri kadar büyük bir lojistik başarıdır. Balkanlar’dan Hindistan’a kadar uzanan seferlerini sadece 11 yılda gerçekleştiren kendisinin
5. Entelektüel Derinlik (Aristoteles Faktörü)
İskender sadece bir savaşçı değil, filozof Aristoteles'in öğrencisiydi. Aristoteles’in verdiği eğitim çok yönlüydü:
Felsefe (etik, siyaset, mantık)
Bilim (biyoloji, botanik, coğrafya, zooloji)
Tıp (İskender’in askerlerini tedavi ettiği bile bilinir)
Tarih ve mitoloji (özellikle Homeros’un İlyada’sı)
Edebiyat ve hitabet
Ahlak ve liderlik
Ayrıca Babası II. Filip tarafından At binme, Silah kullanımı, Komuta ve disiplin, Devlet yönetimi konularında erken yaşta eğitildi. 16 yaşında naip (vekil kral) oldu, ilk askerî tecrübesini kazandı.
Büyük İskender gittiği yerleri yakıp yıkmıyor; coğrafyayı, bitki örtüsünü ve halkı inceliyordu. Fethettiği kültürleri dışlamak yerine onları birleştirmeye çalışmıştı (Pers kıyafetleri giymesi, doğulu prenseslerle evlenmesi). Bu vizyon, fethettiği topraklarda kalıcı olmasını kolaylaştırdı, hatta halk tarafından Mısır'da yarı Tanrı bir firavun olarak bile kabul edilmişti.

Yorumlar