Sebastian Bach: Artık Daha Olgun

Sebastian Bach: Artık Daha Olgun

Bir dönem Rock dinleyen tüm kızların sevgilisi, permalı uzun saçlı Rock’çı akımının önde gelen ikonlarından olan Sebastian Bach şimdilerde olgunluk dönemini yaşıyor. Bu dönemin son ürünü olan “Give ‘Em Hell” albümünün ise dumanı üstünde…
(Not: Yazı Headbang dergisinde 2014 yılında yayınlanmıştır.)

SKID ROW YILLARI

Asıl adı Sebastian Philip Bierk olan Bahamalar doğumlu, Kanada kimlikli rockçı, ilk Grubu Kid Wikkid ile 1985 yılında albüm çıkardığında henüz 17 yaşındaydı. Daha sonraları bir yandan grupla takılırken diğer taraftan da düğünlerde şarkı söyleyen (Şaka değil :)) Bach’ın Skid Row tarafından farkedilmesi ise 1987 yılına rastlar. 1988’de Basement Tapes adında bir demo kaydeden grup, 1989 yılında büyük patlama yapan albümleri “Skid Row”‘u çıkartır. Jon Bon Jovi ile çocukluk arkadaşı olan Dave Sabo sayesinde sürekli Bon Jovi’den destek gören grup, ilk konserlerine de Bon Jovi’nin ön grubu olarak çıkar. Vokallerde Sebastian Bach, lead gitarda Dave Sabo, ritm gitarda Scotti Hill, basta Rachel Bolan, davulda Rob Affuso’dan oluşan grup, ilk albümleriyle Billboard listelerinde 6. sıraya kadar yükselerek tüm dünyada 6 milyona yakın bir satış yakalar. 5 Platin Plak kazanan grup “18 And Life”, “I Remember You”, “Youth Gone Wild” gibi büyük hitlere imza atar.

1991 yılında çıkan ikinci albümleri “Slave To The Grind” listelerde birinci sıraya çıkarken, “Slave To The Grind”, “Monkey Business” “Wasted Time” gibi git şarkıları da Rock müziğe armağan eder Skid Row. 1995 yılında çıkardıkları “Subhuman Race” albümü ile düşüşe geçen grup, 1996 yılında Sebastian Bach’ın ayrılmasıyla yedi yıl süren bir suskunluk dönemine girer.

AYRILIK SONRASI SKID ROW

Bach’ın gruptan ayrılma hikayesi de bir o kadar ilginçtir aslında. 1996 yılında Kiss’in o yıl çıkacağı turnede ön grup olması teklif edildiğinde Bach hariç tüm elemanlar ön grup olamayacak kadar büyük olduklarını iddia ederek teklifi red ederler. Koyu bir Kiss fanatiği olan Bach ise Bolat’ın telesekreterine “Asla Kiss’ten büyük grup olamazsınız ” diye mesaj bırakarak grubu terk eder (Başka bazı kaynaklara göre ise kovulur). İşin ilginç tarafı ise 4 yıl sonraki Kiss Farewell Tour’da Skid Row alt grup olarak yer alacaktır. Bach ayrıldıktan sonra isim hakları nedeniyle Ozone Monday ismini kullanan grup, bir kaç yıl sonra tekrar Skid Row ismini geri alır. 2003 yılında çıkan “Thickskin” ve üç yıl sonraki “Revolutions Per Minute” albümlerinde grupta Johny Sollinger yer alır. Sesi Bach’a çok benzeyen Sollinger işe işler pek iyi gitmez ve grup için düşüş hızlanarak devam eder.

AYRILIK SONRASI SEBASTIAN BACH

Bach gruptan ayrıldıktan sonra kariyerine solo olarak devam eder. 1999 yılında yayımlanan ilk solo albümü “Bring ‘Em Bach Alive!”‘da eski Skid Row şarkılarının konser versiyonlarının yanı sıra 5 tane yeni şarkı yer alır. 2001 yılında çıkan “Bach 2: Basics” albümüyse Bach’ın sevdiği şarkılardan oluşan (Çoğunlukla Kiss, Ozzy, ACDC ) bir cover albümdür. 2002 yılında Bach yeni kurulmakta olan Velvet Revolver’ın vokalistliğine talip olur ama grubun kurucusu Slash yola Scott Weiland ile devam etme kararı alır. Bach ile yaptığı deneme kayıtlarını “çok fazla Skid Roses kokuyor” diyerek özetler Slash.

İKİNCİ BAHAR

2004 Aralık ve 2005 Haziran’da Türkiye’de de konserler veren Bach’ın turne dışındaki hayatı ise dizi setlerinde geçer. Gilmore Girls dışında Supergroup, Gone Country, Celebrity Fit Club gibi Reality Show dizilerinde rol alan Bach, 2007 yılında “Angel Down” albümüyle solo kariyerinin patlamasını yapar. “Angel Down”, “You Don’t Understand”, “American Metalhead”, “By Your Side” be “Falling Into You” gibi hitlerin bulunduğu albümde üç şarkıda Axl Rose (Guns’n Roses) da eşlik eder kendisine. 2009 yılında 3 şarkılık “Finding My Way” isimli bir EP çıkaran Bach, “Kicking And Screaming” albümünü ise 2011 yılında yayınlar. Albüm ağırlıklı olarak “Kicking And Screaming”, “Tunnel Vision”, “I’m Alive” gibi şarkılar sayesinde eleştirmenlerden geçer not alsa da “Angel Down” kadar sükse yapmaz.

SAHNE DIŞI

Bach’ın özel hayatına baktığımızda uzun süredir evli olduğu Maria ‘dan yakın zamanda ayrıldığını görüyoruz. Paris ve London adında iki oğlu olan sanatçının babası David Bierk de ünlü bir grafik sanatçısı. Slave To The Grind ve Angel Down albümlerinin kapak tasarımları da ona ait. New Jersey’de yaşayan Bach, 2011 yılındaki Irene kasırgasından büyük zarar görür. Yıllardır biriktirip özenle sakladığı, bir çok albüm be orjinal kayıtları kaybetmesine rağmen “Eski karım benden kasırgadan çok daha fazlasını aldı” diyerek o dönem yaşadığı sıkıntıyı da tarif etmiş olur.

YENİ ALBÜM

Bugüne geldiğimizde ise artık kırklı yaşların sonuna gelen Bach’ın hala aynı istek ve enerji ile albüm yaptığını söylemek yanlış olmaz. Yeni çıkardığı “Give ‘Em Hell” albümü üzerinde bir yıldır çalışan Bach albümden ilk single “Temptation”‘ı 17 Şubat’ta piyasaya sürmüştü. Albümün süprizi basta Duff McKagan’ın (Guns’n Roses) yer alması; gitarda ise Devin Bronson (Avril Lavigne, David Cook), davulda da uzun zamandır olduğu üzere Bobby Jarzombek (Halford, Riot) yer alıyor. Albüm 11 yeni bir de cover (Rock’n Roll Is A Vicious Game – April Wine) olmak üzere 12 şarkıdan oluşuyor.

Headbang 2014
Headbang Dergisi Mayıs Haziran 2014

Sebastian Bach eskisine göre daha yaşanmış olabilir ama hala çok üretken, hala enerjik ve en önemlisi de hala tutkulu .

Goodreads

Metin's bookshelf: read

Adım Adım Yaratıcı Yazarlık
liked it
Yazarlık için başlangıç seviyesinde basit öğütler verilmiş kitapta, biraz okuyup araştıran çoğu kişinin bilebileceği şeyler. Yine de derli toplu olma açısından fena değil.
tagged: my-library
Kozmik Kahkaha
liked it
tagged: my-library
Babaya Mektup
it was ok
tagged: my-library
Beyin
really liked it
Bol görselli anotomik ve bilimsel açıklamalı muhteşem bir kaynak. Beyin üzerine her konuya değiniyor. Tamamen renkli ansiklopedik bir anlatıma sahip.
tagged: my-library
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
really liked it
Gerçekten muhteşem bir anlatım, bir erkeğin bir kadının bakış açısıyla duygularını bu şekilde anlatabilmesi her türlü takdire şayan. Zweig neden büyük bir yazar olduğunu r kez daha göstermiş.
tagged: my-library
Olağanüstü Bir Gece
liked it
Zweig'ın okuduğum en sıradan kitabı. Yine de çoğu yazara göre ortalamanın üstünde tabi.
tagged: my-library
Martı
did not like it
Ben ne iyi bir kurgu ne bir anlatım ustalığı akıcılık hiç bir şey göremedim. Son derece basit ve sıradan.
tagged: my-library

goodreads.com
×