Bir Babanın Gözünden Çocuk Büyütme Üzerine

Hayatta insanın başına gelebilecek en muhteşem şeylerden biridir çocuk sahibi olmak. Muhteşem olmasının yanı sıra , pek çok zorlukları da vardır tabii ki.

Babalık süreci eşinizden duyacağınız “Hamileyim” haberi ile başlar. Hani filmlerde meşhur bir sahne vardır, adam kadının elini tutar, o sırada doktor ultrason cihazı vasıtasıyla bebeğin ilk kalp atışlarını dinletir, kadının gözünde bir damla yaş, adamın da yüzünde duygusal bir tebessüm oluşur, o sahne gerçekten yaşanır. Meşhur “9 Ay 10 Gün” ‘lük süreç aslında bir baba olarak en rahat döneminizdir, iyi değerlendirin. Bu dönem boyunca eşiniz sürekli kilo alır ama yine de çok güzeldir, ona bunu sık sık hatırlatmanız gerekir; çünkü kadınlar hamilelik döneminde aşırı duygusal olurlar, çocuk doğurduktan sonra da ver elini “Doğum sonrası depresyon”. Biz erkeklerin işi de çok zor canım:)

Bebeğinizi ilk gördüğünüzde kendinizi çok garip hissedersiniz, aylardır beklediğiniz an sonunda gelmiştir ama siz bebeğinize bakarken, aklınıza “Neden sevinçten çılgına dönmüyorum acaba?” sorusu takılır. Hemen kendinizi kötü hissetmeyin, bu duygu bebeğinize ilk dokunduğunuzda kaybolup gider. Bebeğinizi kucağınıza aldığınızda gözünüzü kapatıp, o bebek kokusunu içinize ilk çektiğiniz an muhtemelen hayatınızın en muhteşem anlarından biri olacaktır, uzun tutmaya bakın.

İlk haftalar zor geçer, daha önce hiç deneyiminiz olmayan bir çok şeyle karşılaşırsınız. Bebek sarılık olur, ilk hafta kilo kaybeder, sürekli ağlar, panik olursunuz. Genelde bu dönemde Büyükanne’ler cankurtaran olurlar. Baba olarak ilk aylarda beslenmesine katkıda bulunamazsınız çünkü ilk 6 ay bebek sadece anne sütü içer. Eğer ilgili bir babaysanız, ara sıra yıkanmasına yardım etmek, altını değiştirmek, uyutmak gibi yardımlarda bulunabilirsiniz.

Bebeğinizi kucağınıza alıp ona sarılmak harika bir duygudur ancak çok fazla kucağa alıştırırsanız uyutmak için kendinizi geceleri 2-3 saat kucağınızda bir o yana bir bu yana dolaşırken bulabilirsiniz; ninni söylemek işe yarar gerçekten, eğer benim gibi sesiniz berbatsa mırıldanmak da iyi gelir. Özellikle de “Yaşa Fenerbahçe marşı”… (Denenmiştir:)

Yürümeye başladıktan sonra her yeri kurcalayıp, her şeyi ağzına atacağından çok dikkatli olmak gerekir; gözünüzü bir an ayırdığınızda kendisini bir prize kraker sokarken bulabilirsiniz. Allah korusun, ama siz de dikkatli olun yani.

İngilizlerin “Dirty 2” dedikleri, 2 yaş sendromu gerçekten en zor dönemlerden biridir (ben de sürekli altlarına yaptıkları için “Dirty” diyorlar sanmıştım :). Sürekli inatlaşma halindedirler, istedikleri olmayınca kendilerini yerden yere atarlar. Bu dönemde çok sabırlı olmanız gerekir, eğer değilseniz uzun bir yolculuğa çıkın, çocuk 3 yaşına gelince geri dönersiniz.

Çocuklarda oyuncak konusuna çok dikkat etmek gerekir. Çocuk büyütürken yapılacak en büyük hatalardan biri çocuğun her istediğini almaktır; sakın bu hatayı yapmayın! Çocuğa çok fazla oyuncak almak onun ileriki yaşlarda tatminsiz olmasına ve her şeyden çok çabuk sıkılmasına yol açabilir (ben yaptım, oradan biliyorum). Siz ona her gün bir oyuncak aldığınızda onu mutlu ettiğinizi sanırken, aslında çok büyük bir hata yaptığınızı ileride anlarsınız, o zaman da büyük ihtimalle psikolojisi bozuk, şımarık bir çocukla baş başa kalabilirsiniz. (Şimdiki çocuklar da bir acayip, psikolojileri çok erken yaşta bozuluyor, bizim zamanımızda babamız bir tane yapıştırdı mı, psikolojimiz anında düzelirdi :). Psikologlara karşı değilim tabii ama çok zengin etmeye de gerek yok bence 🙂

Televizyon ve bilgisayar dengesini de iyi kurmak gerekir. Çok fazla televizyon izlemesine (özellikle şiddet içeren) izin vermeyin, bilgisayarı da sınırlandırın mutlaka. Aslında en iyisi çocuğun arkadaşlarıyla birlikte olması, dışarıda vakit geçirmesi; ancak günümüzde büyük şehirlerde, güvenlikli bir sitede oturmuyorsanız, çocukları sokağa salmak gerçekten tedirgin edici bir durum.

İlkokula başlarken de sıkıntılı bir dönem sizi bekler, çocuk yeni şeyler öğrenirken zorlanabilir,sıkılabilir, okula gitmemek için türlü türlü bahaneler bulabilir, burada da kararlı olmak şart.

Anne ve Baba’nın çocuğa karşı mutlaka aynı dili konuşması ve tutarlı olması da önemli. Eğer ebeveynlerden biri farklı davranırsa çocuk bunu kolayca kendi lehine kullanmaya başlayabilir.

Çocuğunuza sevgi göstermek çok önemli, ancak mutlaka bir otoriteniz olduğunu da hissetmeli. Yani günümüzde tartışılan “çocukla arkadaş olmak” mevzusunu fazla abartmamak lazım, çocuğunuzun zaten bir sürü arkadaşı var ve gelecekte de olacak; ama unutmayın ki sadece bir tane Anne-Babası var…

Başka bir yazıda da ergenlik dönemine değiniriz ki o çok daha çetrefilli bir konu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir